Siz yolunuza giderken, yolunda gitmeyen şeyler çıkabilir karşınıza. Sizi, siz olmaktan alıkoyar bir süre… Bu yolunda gitmeyen şeyin ne olduğunu bilmezsiniz ya da farkında değilsinizdir. Sadece içsel olarak hissettiğiniz bu huzursuzluğu ve nedenini keşfetmeye çalışırsınız… Bu keşif süreci zaman kaybından başka bir şey değildir aslında. Yolunda gitmeyen bir şeyin varlığını hissettiğiniz yerde, bunu yaratan etkiler muhakkak vardır ve orada durmaya devam etmek kadar yanlış bir şey yoktur… Zira bu yaratımın sorumlusu ya da sorumluları kabul etmezler davranışlarını. Sadece bir sonraki duraklarına kadar kendilerine acırlar ve sonraki durakta yine problemle karşılaşırlar. E ne de olsa kendinden kaçamazsın değil mi? Aynı tekrarı yaparak farklı sonuçlar bekler onlar ama problemin kaynağı olan yapılarıyla yüzleşmedikçe, bu fasit dairenin mutsuz kurbanı olarak ölüp giderler… İşte bu noktadır kastettiğim; kendi gölgeleriyle oynayanların olduğu yerde ışığınız sadece yok olur… Bu ortamdan kendinizi çekip çıkarmaktan ve ileri yürümekten hiç tereddüt etmeyiniz. İçten ve doğal olduğunuz yerde, sonunda yine huzurunuzla buluşacağınızdan şüpheniz olmasın… İçtenlik ve gerçeklikle sık karşılaşmaz insanlar. Bu bakımdan onları, kendi yargı ve tecrübe zannettikleri önyargılarında boğulmaya bırakmak en doğrusudur. Yoksa sizi de çekerler beraberlerinde o boğuluşlara… Anlatmaya çalışma çabası gibi nafile bir çırpınışın içinde bulursunuz kendinizi… İyi niyetinizin suistimalidir bu! Yoluna odaklanmak, doğal neşene sarılmak ve üretmek kadar özgür, anlayışta sizi iyi bilenlerle, içilen bir yudum kahvede bulacağınız huzur kadar kıymetlisi yoktur….Kendiniz olun…Mutlu olun….
Yorum bırakın