“Lisân-ı hâl, lisân-ı kâlden entaktır” dermiş eskiler…
Yani; davranış, hareketler ve beden dili daha çok şey anlatır…
Ve “takdir eyleme tabii ise” o zaman yük edilmemesi gerekenleri iyi ayırt etmek gerekir.
Biri kötü diye kötülüğü yük etmeyin mesela…
Bırakın iyi niyetinizi kullansınlar ya da kullandıklarını düşünsünler. Bu sizi aptal yapmaz ama bunu kullananı ahmak bir kötü yapar. Nedenini yazının son cümlesinde okuyacaksınız…
Siz, siz olun yolda, sokakta, iş yerinde, evde sosyal hayatı paylaştığınız insanlara, sırf kendinize saygı için, o insanın son günü olabilirmiş gibi davranın…
Hayatınızda karşınıza çıkan her insana “o insanın son günüymüş gibi davranmak” kendi ruhumuzun şifası için önemlidir…
Zira size kötü davrananların ardından hissettiğiniz duyguları gözden geçirirseniz, sadece kendinizin son günüymüş gibi davranmazsınız insanlara… Davranamazsınız daha doğrusu.
Bu dünyanın tek gerçeği var arkadaşlar; bilinmezlik…
Bu bilinmezlik ölümle perdelenmiş bir gizem…
Her ne kadar içinde bulunduğumuz evreni, zamanı tüm bilimsel akıl yürütmelerle, araştırmalarla keşfetmeye çalışsak da bunu tam anlamı ile başaramıyorken, bedenin yok olmasının ardından başlayan gizemi çözemiyor olmak insanı korkutuyor…
Bırak evreni, dünyayı ve daha da önemlisi; içinde taşıdığı ruhu çözebilmiş değilken, keşfedebilmiş değilken; hadsiz bir kötülük ve küstahlıkla yaşayabilmek ne büyük bir ahmak cesaretidir!
Yorum bırakın